|
|
maviADA "her şey insanla güzel,her şey insan için." |
|
Sivas Madımak Oteli yangınının yıldönümü - 2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Otel'de yakılanlardan biri olan şair Metin ALTIOK adına verilen şiir ödülünü |
|||||||
| sayı 1 NİSAN 2008 | |||||||
|
ÖNER YAĞCI Sivas Madımak Oteli yangınının 15. yıldönümü |
SİVAS KATLİAMINDAN BUGÜNE TÜRKİYE |
||||||
|
Siyasal ve tarihimizin dönüm noktalarından biri olan Sivas katliamını unutmak mümkün mü? Cumhuriyet’in temelinin atıldığı 4 Eylül 1919’un Sıvas’ından 2 Temmuz 1993 katliamının gerçekleştirildiği Sivas’a gelmemizin nedenlerini ve sonuçlarını doğru kavrayabiliyor muyuz? Bu kavrama, 2 Temmuz’dan sonra 15 yıl boyunca yaşadıklarımızın, bugüne gelişimizin temellerinin neler olduğunu gösteriyor mu? Göstermiyorsa, 15 yıldır yaptığımız gibi bir kez daha Sivas katliamını yapanları ve yaptıranları lanetleriz, bir kez orada kaybettiğimiz dostlarımızı anarız ve acaba bundan sonra neler olacak diye yeni 2 Temmuz’ları bekleriz. Bugünün, emperyalizmin dünyayı fethetme politikalarının doludizgin uygulandığı küreselleşme koşullarında Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Ortaasya emperyalist politikaların odağını oluşturuyorsa; bu bölgeye yönelik “büyük” projelerin hayata geçirilmesi için vahşi kapitalizmin yaşam biçimleri amansızca dayatılıyorsa; “böl ve yönet” stratejisinin ulus devletleri aşiretler, kabileler, milliyetler, dinler, mezhepler, tarikatlar bağlamında parçalama gündeme getiriliyorsa; bu bölgenin merkezindeki Türkiye’ye yönelik emperyalist politikaları anlamamız için Sivas katliamı en önemli anahtar olacak kadar hayat dersi vermeli bize. Sivas katliamını, daha önceki birçok olayda olduğu gibi dinci bağnazlığın laikliğe, Alevilere, devrimcilere, solculara saldırması gibi kolayca bir yorumla ele almak; ülkemizi parçalamak yolunda önemli aşamalar kaydeden emperyalist politikaları anlamamaya, dolayısıyla üzerimize düşen politik görevleri ve sorumlulukları saptayamamaya, yani çaresizliğe ve umutsuzluğa mahkûm olmaya iter bizi. Öncesiyle ve sonrasıyla Sivas katliamı; yıllardır izlediği politikalarla dünya imparatorluğu olma yolundaki engelleri aşa aşa, adım adım gelen emperyalizmin Türkiyemizin yeniden paylaşılması heveslerinin ve Sevr’de kursaklarda kalan hayallerinin gerçekleştirilmesi yolundaki önemli odaklardan biridir. Yaşadıklarımıza bakınca gördüğümüz: Türkiye’nin parçalanmış gösterildiği haritaların emperyalist Batı ülkelerinde masaların üstüne çıkarıldığı; emperyalizmin Türklerin Anadolu’dan atılması projesinin yeniden ve artık açıkça dayatıldığı; Irak’taki yeni yapılanmayla adım adım kurulan yeni aşiret devletinin sınırlarımızı zorlamaya başladığı, stratejik müttefikimizin yeni devlet söylemlerini seslendirdiği; Kıbrıs, Ege, İncirlik, ekümeniklik, ruhban okulları, türban, yaşamın her alanının dinselleştirilme, tarikatların devletin her kurumunu ele geçirme yolunda adımların atıldığı; tarikatların ittifakından oluşan dinci bir partinin parlamenter demokrasi yoluyla siyasal iktidara taşındığı; Atatürk’ün ve Kemalizmin ilkelerinden vaz geçilmesi, izlerinin silinmesi için elden gelenin yapıldığı, ne yazık ki buna karşı çıkan seslerin hâlâ cılız aldığı; yani “Türkiye’nin mezarının kazıldığı bu ağır gündemin birdenbire gelmediğini ve bu gündemin karabasan gibi oturmasında Sivas katliamının önemli bir yeri olduğunu unutamayız. Bu zorunlulukla değerlendirdiğimiz zaman Sivas katliamının yaşamımızdaki öneminin nerden geldiği ve nasıl olduğu konusunda şunları söyleyebiliriz: Emperyalist işbirlikçi politikaların NATO’larla, CENTO’larla, “soğuk savaş” ve komünizme karşı set oluşturma, “ılımlı İslam”, “yeşil kuşak” uygulamalarıyla; solun ve aydınlıkçı düşüncelerin sindirildiği operasyonlarla (genel olarak hiç eksilmeyen baskıların yanında sıkıyönetimlerin, 12 Martların, 12 Eylüllerin sindirmeleriyle); tarikatların dolarlarla beslenerek canlandırılmasıyla, çocuklarımızın ve gençlerimizin din eğitiminin kıskaçlarına teslim edilmesiyle; Atatürkçülüğün bağımsızlıkçı, laik, halkçı, devrimci, devletçi, temellerinden koparılarak gösteri Atatürkçülüğüne dönüştürülmesiyle; aynı zamanda cumhuriyetçi, bağımsızlıkçı, antiemperyalist güçlere bir gözdağı olan Sivas katliamıyla verilen işaret, adım adım uygulanan emperyalist politikaların artık Türk ulusundaki direnme ve Cumhuriyeti savunma duyarlılığını yok ettiği yolundaki bir emperyalist zafer işaretidir. Bir ulusun emperyalist paylaşım projelerine karşı örgütlenerek, ayaklanarak, savaşarak Kurtuluş Savaşı’yla ve Cumhuriyet’le onurunu ve bağımsızlığını korumasının ilk adımının atıldığı, 4 Eylül 1919’la simgeleşen “Misakı Millici bağımsızlıkçı irade” ve emperyalizm için elbette unutulmayacak bir ad olan Sivas’ta Cumhuriyet’in yıkılacağının haberinin verilmesi zafer sarhoşluğunun narasından başka bir şey değildir. Emperyalizm ve işbirlikçileri, Sivas’ta başlayan bir savaşla raflara kaldırılan Sevr’in yeniden gündeme getirilmesi ve Türklerin Anadolu’dan atılması için 1940’lı yılların ortalarından beri izledikleri politikaların sonucunu aldıklarını Sivas Katliamını gerçekleştirerek ilan etmiştir. Sivas katliamı, emperyalizmin desteğiyle palazlanan ve onun politikalarını yurt içinde cansiperane uygulayan işbirlikçilerin Türkiye Cumhuriyeti’nden intikam almak için yıllar boyu sabırla bekledikleri günü ilan etmeleridir. Emperyalizm ve işbirlikçilerinin Sivas katliamından bugüne kadar aldıkları yolun ne kadar önemli olduğu yaşadığımız dayatmalardan açıkça belli oluyor: Duyarsızlaştırılmış, pasifize edilmiş, yurtseverlikten uzaklaştırılmış (kendi ülkesine düşman kesilmiş), liberalleştirilmiş, kendine gücüne güvenmekten uzaklaşmış, kurtuluşu başka ülkelere sığınmakta ya da yamanmakta arayan, teslim olmaya hazır hale getirilmiş “sözde” aydınların ve adına “Sivil Toplum Örgütü” denilen kurumların çoğaldığı, yaygınlaştığı ve çeşitli desteklerle güçlendirildiği bir ülkede yaşıyoruz. Ülkemizin bu hale gelmesinde 2 Temmuz 1993 Sivas katliamı önemli bir dönüm noktasıdır. Sivas katliamını unutmaya hakkımız yoktur.
|
|||||||
|
|
Bize
Gelenler:![]() |
Yaz 2008 çıktı...
İçindekileri
|
|||||